Yargıtay da duruşma olur mu ?

yilmazbas

Global Mod
Global Mod
Yargıtay’da Duruşma Olur Mu? Bir Hukuk Yolu Hikâyesi

Geçen gün eski bir arkadaşım bana Yargıtay’ın nasıl çalıştığını sormuştu. Konuyu anlatırken, Yargıtay’daki bir duruşmanın nasıl işlediğine dair meraklı bir bakışla "Yargıtay’da gerçekten duruşma olur mu?" diye sormuştu. Bu soruyu ilk duyduğumda, aslında o kadar şaşırmamıştım; çünkü zaman zaman karmaşık hukuki süreçleri anlamak, özellikle toplumda pek bilinmeyen detaylara sahip alanlarda, bazen kafa karıştırıcı olabiliyor. Bu yazıda, Yargıtay’ın işleyişini biraz daha hikâyeleştirerek anlatmak istiyorum.

İki Avukat, Bir Dosya: Yargıtay’a Yolculuk

Bir sabah, İstanbul’un kalabalık caddelerinde yürüyen Duru, avukatlık kariyerinin ilk yıllarını geride bırakmıştı. Genç bir avukat olarak pek çok davada yer almıştı; ancak bu kez farklı bir dava vardı önünde. Yargıtay’a gönderilen dosyasını incelediği o an, hukukun daha önce hiç görmediği bir yönüyle karşılaştı. Bu dava, çok katmanlı ve karmaşık bir meseleyi içeriyordu. Şirketler arası bir anlaşmazlık, alt mahkemede yıllarca süren davalar, şimdi Yargıtay’a taşınmıştı. Duru, davanın detaylarına dair ilk izlenimlerini almak için, eski meslektaşı Baran’a danışmaya karar verdi. Baran, iş dünyasında çok tanınan, deneyimli bir avukattı.

"Yargıtay’da duruşma olacak mı?" diye sordu Duru, elindeki dosyayı hafifçe dürterek. Baran, kafasını kaldırıp, biraz gülümseyerek yanıtladı:

"Yargıtay’da duruşma olmaz, Duru. Yargıtay, daha çok hukuki denetim yapan, verilen kararların doğruluğunu inceleyen bir üst mahkemedir. Yargıtay’ın amacı, alt mahkemelerdeki hukuki hataları düzeltmek ve hukuk sisteminin düzgün işlediğinden emin olmaktır."

Duru, bu yanıtı biraz kafasında tarttı. Yargıtay’da gerçekten de duruşmaların yapılmadığını öğrendiği an, hukuk dünyasının ne kadar sistematik ve katmanlı bir yapıya sahip olduğunu daha iyi anladı. Ancak, Yargıtay’ın işleyişiyle ilgili ilk izlenimlerinin yanında bir soru daha belirdi kafasında: Bu kadar derinlemesine bir inceleme süreci nasıl işlerdi?

Kadın ve Erkek Bakış Açıları: Strateji ve Empati Arasında Denge

Duru’nun Baran’a yönelttiği soru, aslında sadece bir hukuki konu değil, iki farklı bakış açısının ne kadar farklı olabileceğini gösteren bir durumdu. Baran’ın yaklaşımı tamamen stratejikti; Yargıtay’a giden süreçlerin matematiksel ve objektif bir şekilde çözülebileceği düşüncesindeydi. Kendisinin mantıklı bir şekilde çözüm bulma amacını vurgulayan yaklaşımı, bir erkeğin genellikle daha çözüm odaklı ve stratejik bir tavır sergileyebileceğini düşündürüyordu.

Duru’nun tavrıysa daha farklıydı. O, her şeyin çok daha insani bir yönü olduğunu hissediyordu. Yargıtay’da bir dava, sadece hukuk kurallarının soğuk bir şekilde işletilmesi değil, aynı zamanda duygusal bir sürecin de parçasıydı. İnsanlar, bu davaların içinde yaşamlarını sürdürüyor, her karar, onların hayatını etkiliyordu. Duru, bu yüzden hukukun insana dair yanlarını da göz önünde bulundurmayı önemli buluyordu.

Bu ikili arasındaki farklılıklar, toplumdaki erkek ve kadın bakış açılarını yansıtıyordu. Erkekler daha çok problemi çözmeye ve sonuç odaklı olmaya eğilimliyken, kadınlar ise empati yaparak, sürecin duygusal boyutunu anlamaya çalışıyordu. Ancak burada önemli olan, bu iki bakış açısının birbirini dengelemesi gerektiğiydi.

Toplumsal ve Hukuki Bir Perspektif: Yargıtay’ın Rolü

Yargıtay, yalnızca davaların sonuçlarını inceleyen bir kurum değil, aynı zamanda toplumsal bir denetim mekanizmasıdır. Tarihsel açıdan bakıldığında, Yargıtay’ın varlığı, adaletin toplumda eşit bir şekilde sağlanması için önemli bir rol oynamaktadır. Osmanlı döneminde, bir hukuk hatasının giderilmesi için başvurulacak son nokta Divan-ı Hümayun iken, Cumhuriyet ile birlikte Yargıtay, toplumun hukuki denetimini sağlayan en yüksek organ olarak kurulmuştur. O zamandan beri, Yargıtay, adaletin yerini bulması için önemli bir işlev üstlenmiştir.

Bugün de, Yargıtay, mahkemelerin verdiği kararların hukuki olarak doğru olup olmadığını denetler. Ancak, bu denetim sadece hukukla sınırlı kalmaz; aynı zamanda kararların toplumsal etkilerini de göz önünde bulundurur. Bir karar, sadece hukukun kuralına uyuyor olabilir, ancak toplumda hangi etkileri yaratacağını da düşünmek gerekir.

Duru ve Baran’ın arasındaki bu dengede, Yargıtay’ın kararlarını anlamak için iki bakış açısının bir arada olması gerektiği çok açık bir şekilde ortaya çıkıyordu. Baran, hukukun soğuk gerçekleriyle çözüm ararken, Duru ise bu süreçlerin arkasındaki insani boyutları ve toplumsal yansımaları gözlemeliydi.

Sonuç: Hukuk ve Toplumun Kesişimi

Yargıtay’da duruşmaların yapılmaması, aslında hukukun farklı işleyiş biçimlerini anlamak için önemli bir noktadır. Yargıtay, sorunların çözülmesinde doğrudan bir ‘sonuç’ ortaya koymaz, ancak hukukun doğruluğunu ve toplumun ihtiyaçlarını bir arada değerlendiren bir denetim sağlar. Bu denetim, sadece stratejik değil, aynı zamanda toplumsal empatiyi de içine alır.

Peki sizce, günümüz hukuk sisteminde Yargıtay gibi bir kurum ne kadar adaletli bir şekilde işliyor? Duruşma olmadan bir davanın nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda ne düşünüyorsunuz?
 
Üst